DEHB… Kadınlarda Büyüyünce Geçer…(mi?)

Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Özenç Ertan Öztekin (Klinik Psikolog)

Yetişkinlikte farklı deneyimlerle karşılaştıkça kişilerin yaşadıkları stres düzeyi artabilir bu da Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan kişilerin büyüdükçe daha fazla zorlukla karşılaşmaları anlamına gelebilir. Kişinin sorumlulukları arttıkça diğerlerinin ve kişinin kendinden beklentilerini artması işlerin iyice sarpa sarmasına, kişinin daha bunalmış hissetmesine ve hayat kalitesinin düşmesine yol açar. Bundan kaçınmanın en kolay yolu bir psikiyatristin önerdiği uygun destek ve tedaviyi almaktır.

Tanılar yazmaktan uzak durduğum bir konu olmasına rağmen bu yazıyı yazma sebebim tam da bu işte. Yetişkinlerde hele kadınlar söz konusuysa uygun tanıyı ve tedaviyi almanın ne kadar güç olduğundan biraz bunun sebeplerinden bahsetmek istedim.

Her ne kadar bazı araştırmalar yetişkin DEHB tanısının sosyal kabul edilirliği nedeniyle çok büyük ölçüde arttığını söylese de aslında kişisel gözlemim yetişkinlerin özellikle de kadınların bu tanıyı almasının çok da kolay olmadığı yönünde. Tabii ki benim kişisel gözlemim değil bilimsel veriler oluşturacak bu yazının bel kemiğini.

2012 yılında yapılan bir araştırmaya göre (Altın ve ark.;2012)* dünyada DEHB tanısı almış çocukların oranı %3-10 arasında ülkemizde ise %5 civarında. Türk Psikiyatri Derneği web sayfasında bu oran çocuklukta %8, Ergenlikte %6 ve yetişkinlikte %4 civarındadır. Yetişkinlerde DEHB çalışmaları ülkemizde oldukça az olduğu için kesin sayılar vermek çok da mümkün değil.

Ancak çocuklarda tanı konulması sıklığına göre baktığımızda 20 çocuktan biri DEHB tanısı alırken bu yetişkinlerde oldukça düşüktür. bunun sebeplerinden biri çocukların diğerleri için yarattığı güçlükler nedeniyle yetişkinler tarafından tedaviye yönlendirilmeleri ancak ileri yaşlarda kişilerin kendi başvurma ihtimallerinin daha azalması olabilir (boşuna DEHB çocuklukta diğerlerine, yetişkinlikte kişinin kendisine zordur demiyorlar sanırım).

Ancak yetişkinlikte bu belirtiler yok olmuyor tabii ki. Yani onca DEHB tanısı almış (ya da alması gerekmesine rağmen tedavi görmemiş) çocuk yetişkinliğe vardıklarında birden iyileşmiyorlar. Yetişkinlikte DEHB tanısı oranındaki düşmenin en önemli sebeplerinden birini aslında değişen belirtiler nedeniyle bu tanının konmasının güçleşmesi ve diğer bozuklukların benzer belirtiler göstermesi sebebiyle de ayrım yapılmasının zor olması olabilir.

DEHB gelişimsel bir bozukluk olduğundan tanının konması için belirtilerin çocukluk döneminde ortaya çıkmış olması gerekiyor ancak elbette çocuklukta tanı almak için gerekli olanaklara sahip olmayan pek çok birey var. Yine de DEHB’in yaşamboyu devam eden bir durum olduğunu ve genellikle belirtiler farklılaşsa da yetişkinlikte de devam ettiğini hatırlatmakta fayda var.

Yetişkin dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtileri çocuklardakiler kadar açık olmayabilir. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki yaşla beraber aşırı hareketlilik belirtisi azalma eğiliminde olmasına rağmen, dürtüsellik, dikkati odaklayamama ve huzursuzluk sürebilir. Bu belirtilerin bazıları anksiyete ve duygu durum bozukluklarında da görülebildiği için tanı koyulması çok daha zorlaşmaktadır.

Hele ki kadınsanız…

Daha ilkokul çağında DEHB tanısı alma sıklığı erkek çocuklarda kız çocukların üç katı kadar fazladır. Bu aslında daha az sayıda kızın DEHB olduğu anlamına gelmeyebilir ama kız çocuklarında ve kadınlarda belirtilerin daha gizli ve fark edilmesi daha zor olduğu için olabilir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun iki tipi var dikkat eksikliğinin olduğu tip ve/veya dürtüsellik/aşırı hareketliliğin olduğu tip. Kızlar çoğunlukla dikkat eksikliği olarak tanılanıyorlar. Aslında bu kızlarda hareketlilik ve dürtüsellik olmadığı için değil cinsiyet stereotipleri nedeniyle kızların erkek çocuklardan daha az davranış sorunları göstermeleri ve belirtilerin daha az farkedilir olması, hatta bu belirtilerin kızlarda daha çok enerjik, konuşkan, girişken, sosyal gibi sıfatlarla anılması ile ilgili olabilir. Bu nedenle erkek yaşıtları kadar sıklıkta tanı almayan kız çocuklarının ilk kez yetişkinlikte Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu oldukları farkedilebilir. İşte bu durum tedavi edilmemiş DEHB ile geçen uzun yıllar başka belirti ve güçlüklere neden olabilir, kişinin özgüveni, kendi kişilik değeri ve akıl sağlığı bu durumdan olumsuz etkilenebilir.

Özellikle kadınlar cinsiyet rolü beklentileri açısından bu duruma maalesef daha yatkın görünüyorlar. Kadından beklenen toplumsal roller sadece kendini değil ailesini, evini de idare edebilmesini içeriyor ki bu beklenti üst yönetici işlevler dediğimiz beceriler ile yakından ilgilidir. Üst Yönetici işlevler planlama, akıl yürütme, karar verme, dikkatiniz yönlendirme, odaklanma yeteneğinizi içerir ki günlük hayatın hele ki kadınların sahip olduğu farklı rollerdeki çoklu sorumluluklarının organize edilmesi tamamen bu beceriler ile bağlantılıdır. Belirtilerini maskeleyerek bu becerilerindeki eksikliklere rağmen cinsiyet rolleriyle ilgili beklentileri karşılamak için aşırı gayret sarf eden kadınlar sıklıkla değersizlik, utanç gibi duyguları nedeniyle depresyon tanısı almaktadırlar. Bunlara ek olarak yakın ilişkilerde sıklıkla yaşadıkları hayal kırıklıkları ilişki sürdürme güçlükleri nedeniyle de izolasyon ve terkedilme korkusu da hayatlarının bir parçası haline gelebiliyor. Ayrıca riskli davranışlarda bulunma ve riskli partnerler tercih etme olasılıkları da tablonun maalesef başka bir yönü. Üst üste eklenen bu belirtiler çoğunlukla anksiyete ve duygu durum bozuklukları ile birincil (bu tanılar bazen birbirine eşlik de edebilir) olarak tanılanmalarına neden olabiliyor.

Oysa ki yetişkinler için DEHB doğru tanılandığında, gözardı edilmediğinde, cinsiyet önyargısına takılmadığında medikal terapi ve psikoterapinin birlikte uygulanması ile başa çıkılabilecek bir durum.

Yetişkinlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Tedavi edilmemiş DEHB ile geçen uzun yıllar başka belirti ve güçlüklere neden olabilir, kişinin özgüveni, kendi kişilik değeri ve akıl sağlığı bu durumdan olumsuz etkilenebilir.

Kaynaklar

Altın ve Ark.;Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi 19(1) 2012.

Coşkun, F.; Tamam, L.; Demirkol, M.E.: Diclemedj 47(2):312-323

Türk Psikiyatri Derneği https://psikiyatri.org.tr/halka-yonelik/33/eriskin-dikkat-eksikligi-ve-hiperaktivite-bozuklugu

Yaşam ve Öğrenme İçin Yönetici İşlevler

Öğrenme ve sosyal becerilerin temel taşı olarak yönetici işlevler

Yönetici işlevler bilim insanları tarafından yaşam boyu sergilediğimiz performansın ana bileşeni olarak tanımlanmaktadır. Kulağa çok iddialı gelse de  çocukluk ve ergenlik yılları boyunca bu beceriyi geliştirememiş yetişkinlerin bir meslek sahibi olma, mesleğini sürdürebilme, bir evliliği (birlikte yaşamı) yürütebilme, bir çocuk yetiştirme, diğerleri ile geçinme açısından; kısacası toplumun işlevsel bir parçası olma açısından yoğun sorun yaşadıklarını gözlemlemekteyiz.

Sahip olduğu bunca öneme rağmen hiçbirimiz bu işlevlere sahip olarak doğmuyoruz ancak bu işlevler uygun ortam bulduğunda zaman içinde gelişiyorlar, tabii ki genetik faktörlere de bağlı olarak bazılarımızda daha iyi bazılarımızda daha güç gelişiyor.

Anaokulunda ve evde bu becerilerin gelişmesine uygun ortamlar yaratılmalı

Çocuklukta bu becerilerin gelişimi daha sonraki bilişsel ve sosyal becerilerin gelişebilmesi için bir temel yapı taşı özelliği taşıyor.  Çocukluğun en önemli görevlerinden biri bu işlevlerin gelişebilmesi; dolayısıyla biz yetişkinlerin anaokulu ve ev ortamında bu becerilerin gelişmesine uygun olanaklar yaratabilmemiz büyük önem taşıyor.  Hemen aklınıza nasıl sorusunun geldiğini tahmin ediyorum.  Yetişkinler rutinler yaratarak, ipuçları vererek yapılacaklar konusunda destekleyerek ve görevleri küçük parçalara bölerek bu becerilerin gelişmesine yardım ederler.  Burada çok önemli bir nokta bu yardımın kademeli olarak geri çekilerek çocuğun o beceriyi kendi başına, hiç destek almadan da kullanabilir hale gelmesidir.  Aksi takdirde verdiğimiz sürekli destek; hadi açıkça söyleyelim çocuğun yerine yapma, kontrolü ona hiç bırakamama tam da bu becerilerin yeterince gelişmemesine neden olan önemli bir etken.  

Çocuğun yönetici becerilerinin gelişmesinde yetişkinler rol oynar

Çocukların yönetici becerilerinin geliştirilmesi hem çocuk hem de uzun vadede toplum açısından yaşamsal önemli bir kazanımdır.  Bazı yönetici işlevlerin geliştirilmesine yönelik müdahalelerin öğrenme ile ilgili diğer becerilerin gelişmesi üzerinde de etkisi olduğu görülmüştür .

Bu becerilerin bu derece önemli olmasına, hayatlarını nasıl etkileyeceği ile ilgili biraz daha yakından bakalım. Çocukların yönetici becerilerini geliştirebilme olanağına sahip olmaları okulda başarılı olmalarını sağlar. Okul yaşantısı çocuklarımızın çok aşamalı görevleri yapabilmesini gerektirir. Şöyle ki okulda beklenilen çocuğunuz sınıfına girip, doğru yere oturması, uygun ders için uygun kitabı çıkarmasını hatta bu dersten verilmiş ödevleri de hatırlayarak ve teslim etmek üzere hazırlayabilmesini bekler.  (Neyse ki sevgili öğretmenlerimiz küçük hatırlatmalar ve uyarılarla, gerektiğinde ipuçlarıyla bu süreçte çocuklarımızı desteklerler).  Bu kadarla kalmaz dikkatini dağıtan uyaranlardan uzak durup, işine devam edebilmesi gerekir. Tabii ki  buna ek olarak ani ve aşırı tepkilerini de dizginleyebilmesi, kurallar ve koşullar değiştiğinde de buna uyum sağlayabilmesi, problem çözebilmesi – maalesef sadece matematik problemi de değil- uzun vadeli görevleri tamamlayabilmesi de okul hayatının olağan beklentileridir.  Yönetici işlevlerin tamamen kontrolü altında olan bu beklentilerin yerine getirilmesi okulda çocuğunuzun başarılı olmasını sağlar.  

Olumlu davranışlar geliştirebilmesi ise yönetici becerilerinin kontrolünde olan diğer bir alandır.  Çocuğun (aslında bir yetişkinin de ) takımın parçası olabilmesi, liderlik yapabilmesi, karar alabilmesi hedefe yönelik hareket edebilmesi, eleştirel düşünebilmesi, oryama ve diğerlerine uyum sağlayabilmesi de;  kendinin ve diğerlerinin duygularını anlayabilmesi de yine yönetici işlevlerinin gelişmiş olması ile ilgilidir.  

Öğretmenler, çocuğun dürtü kontrolü, dikkati odaklayabilme, organize olma ve yönergeleri takip etme ile ilgili problemlerin çoğunlukla ilk farkeden kişilerdir.  Eğer öğretmenler bu davranışları “kötü davranışlar” olarak etiketlemez; aile de öğretmenin gözlemlerini “çocuğumu sıradanlaştırmaya çalışıyor” şeklinde algılamazsa aile ve öğretmenin işbirliği çocuğun kısa zamanda yardım alabilmesinin yolun açar.  Öğretmenin bu gözlemleri kötü davranış etiketine indirgemesi uygun müdahaleye ulaşımı geciktirebilir.

Devam edecek…